Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İÇİM(İZ)DEKİ CANAVAR

                               Bazen ruhum uzaklara dalar ve kendi etimden kemiğimden uzaklaşırım. Kendi içimde bir başka benlik varmış gibi his oluşur yüreğimin derinliklerinde. O diğer biri sanki galaksinin öteki ucundan boşluğa bakmakta ve keskin gözleri bütün o kaosun ve sonsuz boşluğun içinde beni görmektedir. Ben de başımı kaldırıp o boşluğa baktığımda boşluğun bana olan bakışlarını fark ederim. Biraz daha dikkatimi topladıkça o baktığım boşluğun ve öbür adamın da ben olduğumu, hepsinin kendi ruhumun mabedinde yeşeren kapkara çiçekler olduğunu fark ederim. O diğer ben daha karanlık ve daha derin gelir. Öyle derinlerde öyle karanlıklar içinde saklanmış ki Jung gelse Freud dirilse çıkartamaz gibi onu saklandığı dehlizlerden. Bazen de bu derin boşluk önce belirsizleşmeye sonra ise gözlerimin önünde bir sis perdesine dönüşmeye başlar. Bu sis perdesinden ışık hüzmeleri sızar, o küçük ışık zer...

CAN SIKINTISI VE ISTIRAP: GURBETTE DÜŞÜNCELER

                      İnsan delirtecek düzeyde bir keder ile ayaklarını yerden kesecek mutluluk arasında bir sarkaç gibi giden duyguların çorbasında bir varlıktır. Ne hissettiğini bile çoğu zaman tarif edemeyecektir, etrafındaki dünyada olup biten bu his fırtınası içinde ruhunda bir sentez gerçekleşecek ve ona düşen payı deneyimleyecektir insan. Kaderin oyuncağıdır insan demek istemiyorum elbette fakat belirsizlik silsilesinde o kadar öngörülemeyen var ki kafanı çevirdiğin her yerde koca bir X görmemek imkansız resmen. Bir diğer sarkaç da can sıkıntısı ve acizliktir. İnsanın hayatı bu iki uç arasında seyreder. Hem rahat batan hem de acıdan nefret eden biz garip varlıklar mevcut olduğumuz her hale bir kulp bulan ve asla tatmin olmayan yaratıklarız. En sevdiğimiz şeyleri dahi tekrar tekrar yemekten usanırız. Ruhumuz yeniliği, bir bebeğin sütü arzulaması gibi arzular. Fakat o yenilik de kısa bir süre sonra eskimeye başladığın...