Molek'e çocuk kurban etme denilen ritüeli resmeden bir görsel Bir tatlı sözle gözden göze kalpten kalbe gidecek cümleler cümbüşlere kurban ediliyor. Kimsenin görmediği yerde kelimelerden çok gönülle edilecek dualar, sesiyle başkasını susturmak için haykıran gösterişçilerin "amin" sesleriyle eriyor. Sadece düştüğü yeri yakacak olan ateşe elini uzatıp dostunun acısını paylaşmaya değil sadece lokma yemeye gelen "kötü gün dostları" acıları katmerlendiriyor. Bütün güzel ve iyi olan şeyler yalnızlığın tatlı sıcaklığında ve kalabalık sürülerin uzağında çıkıyorken sefil insanlık ritüeller ile neşesine...
Bazen ruhum uzaklara dalar ve kendi etimden kemiğimden uzaklaşırım. Kendi içimde bir başka benlik varmış gibi his oluşur yüreğimin derinliklerinde. O diğer biri sanki galaksinin öteki ucundan boşluğa bakmakta ve keskin gözleri bütün o kaosun ve sonsuz boşluğun içinde beni görmektedir. Ben de başımı kaldırıp o boşluğa baktığımda boşluğun bana olan bakışlarını fark ederim. Biraz daha dikkatimi topladıkça o baktığım boşluğun ve öbür adamın da ben olduğumu, hepsinin kendi ruhumun mabedinde yeşeren kapkara çiçekler olduğunu fark ederim. O diğer ben daha karanlık ve daha derin gelir. Öyle derinlerde öyle karanlıklar içinde saklanmış ki Jung gelse Freud dirilse çıkartamaz gibi onu saklandığı dehlizlerden. Bazen de bu derin boşluk önce belirsizleşmeye sonra ise gözlerimin önünde bir sis perdesine dönüşmeye başlar. Bu sis perdesinden ışık hüzmeleri sızar, o küçük ışık zer...